Bu Blogda Ara

11 Ekim 2012 Perşembe

Çölyak Hastalığı ve Glutensiz Yaşam


Çölyak, gluten proteinine bağlı vücudun geliştirdiği tepkiden dolayı oluşan ciddi bir rahatsızlıktır. Hastalığın ortaya çıkma nedeni, ince bağırsağın yüzeyinde oluşan değişikliktir. Sağlıklı bir insanda ince bağırsağın yapısı, havlu kumaşı yüzeyi gibi pütürlüdür. Çölyak hastalarında bu yüzey tamamen düzleştiği için, ince bağırsak emilimini yapamaz ve hastalık meydana gelir.
Belirtiler ve Teşhis
Çölyak hastalığının bir çok belirtisi olmasına rağmen teşhisi oldukça zordur. Bütün belirtiler olsa bile bir kişinin çölyak hastası olduğuna karar verilmesi için, ince bağırsaktan parça alınıp incelenmesi ve kan değerlerine bakılması gerekir. Hastalığın en önemli belirtileri arasında, kolların güçsüzleşmesi ile ellerde ve kollarda titreme, ciltte solma, dışkıda parlak ve yağlı görünüm, kusma, iştahsızlık ve vücudun şişmesi sayılabilir.
Tedavi
Çölyak hastalığının ne yazık ki kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Çölyak hastaları ömürlerinin sonuna kadar gluten proteininden uzak durmalıdırlar. Doktorların verdiği diyeti bir kere bile bozmak, ciddi sonuçlara neden olabilmektedir.
Yenilmesi Gereken Besinler
Çölyak hastalığı, çok fazla bilinmeyen bir rahatsızlıktır.Dünyada her 100 kişiden birinde görünme olasılığı olan bu hastalığı taşıyan kişiler özellikle glutensiz besinler bulamamaktan şikayetçi olmaktadırlar. Gluten proteini, ekmek, un, poğaça, simit, böreklerde bulunmasının yanı sıra hazır gofret, çikolata, kek gibi yiyeceklerde de yan madde olarak kullanılmaktadır. Bu bakımdan düşünüldüğünde çölyak, kişinin yaşamkalitesini oldukça etkileyen bir hastalıktır. Çölyak hastalarının yememeleri gerekenlerin yanında, yemesi gerekenler de çok önemli yere sahiptir. Örneğin, bu hastalığı taşıyan kişiler ekmek ve benzeri yiyecekleri tüketemedikleri için, gerekli B vitaminini tam olarak sağlayamamaktadırlar. Bu eksik kalan vitamini sağlamakta kestane çok önemli yer tutmaktadır. Çölyak hastalarının mutlaka yemesi gereken, bağırsakların gücünü arttıran yiyecekler de bulunmaktadır. Bunlar; kuru üzüm, ceviz, fındık ve kuru incirdir. Bunların dışında çölyak teşhisi konulan kişiler, mısır, patates, pirinç ve bu besinlerin unlarından yapılan yiyecekleri, balık, yağsız beyaz et, taze meyve sebze, süt, yumurta, şeker ve bal da yiyebilmektedir.
Çölyak ile mücadele için ülkemizde ve de dünyada bir çok çalışma yapılıp dernekler kurulmuştur. Her yıl 9 Mayıs, çölyakla mücadele günü olarak kutlanmaktadır. İnternet ortamındaki bir çok çölyakla mücadele sitesinde glutensiz yiyeceklerin satışı da yapılmaktadır
Kaynakça:

Kahvaltı Alışkanlığı Edinmek


İnsan vücudunun, sabah saatlerinde, güne zinde ve canlı başlamak için yakıta ihtiyacı vardır. Bu nedenledir ki, günün belki de en önemli öğünü kahvaltıdır. Güne sağlıklı bir kahvaltı ile başlamak, gün boyu enerjimizi yüksek tutmamızı ve günün ilerleyen saatlerinde yakalanabileceğimiz yorgunluk ve halsizlik hissiyle mücadele etmemizi sağlar.
Kahvaltı etme alışkanlığı olmayan insanların konsantrasyon eksikliği hissettiği, öğle yemeğinde daha fazla yediği ve metabolizmalarının hızını artırmadıkları için gün boyu çok kez abur cubur olarak tabir edeceğimiz sağlıksız gıdalar atıştırdıkları, bilim insanları tarafından yapılan çalışmaların sonuçlarından yalnızca birkaçıdır.
Kahvaltı alışkanlığı edinmek sanılanın aksine oldukça kolaydır. İlk hafta sabah uyandığınızda işe veya okula gitmeden önce bir bardak taze sıkılmış meyve suyu içmek, bu güzel alışkanlığı edinmek için atılacak en iyi adımlardan biridir. Sabahları 1 bardak meyve suyu içerek güne başladığınız ilk haftayı takip eden ikinci haftada ise, sağlıklı içeceğinizin yanına küçük bir paket bisküvi ya da ufak da olsa bir tost eklemeyi deneyin. Ve sonuç: artık sabahları kahvaltı ediyorsunuz!
Bu alışkanlığı edinmek için her sabah çalan saatinizin alarmını yalnızca 15 dakika erkene kurmanız yeterli. Bu küçük adımları izleyerek kahvaltı edinme alışkanlığı edinecek ve güne yüksek bir metabolizma hızı ile sağlıklı ve zinde olarak başlayacaksınız.
Kaynakça:

Melatonin Hormonu Nedir? Faydaları Nelerdir?


Melatonin, insan beyninde bulunan ve biz uyurken salgılanan bir hormondur. Karanlıkta uyuduğumuzda beynimiz tarafından otomatik olarak harekete geçiririlen bu maddenin faydaları, oldukça fazla olmakla birlikte aynı zamanda şaşırtıcıdır.
Karanlıkta uyurken yoğun olarak salgılanan melatonin hormonu, vücudumuzun doğal korunma ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürme mekanizmasını destekleyerek grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlar. Kansere karşı savaşan güçlü bir salgı olduğu klinik ortamlarda kanıtlanan melatoninin, meme tümörlerinin büyümesini yavaşlattığı, kalp ve damar hastalıklarını önlediği ve bağışıklık sistemini koruduğu da ortaya çıkan bulgular arasındadır.
Vücudumuzda bulunan bu eşsiz maddenin nimetlerinden faydalanmak için ise, uyku saatlerimizi düzenlemek ve karanlıkta uyumaya özen göstermek gerekiyor. Televizyon karşısında veya aydınlık ortamda uyuduğumuzda vücutta düşük olarak salgılanan melatonin, kansere, yorgunluğa, çeşitli hastalıklara hatta yaşlılığa karşı savaşarak ömrümüzü sağlıklı bir şekilde uzatıyor.
İlaç firmaları tarafından tamamen bitkisel ve doğal yollarla üretilen melatonin takviyeleri piyasada mevcuttur. Uykusuzluk, halsizlik, kronik yorgunluk ve diğer uyku problemleri ile karşı karşıya kalan kişilerin mutlaka uzman doktora başvurarak fikir almaları ve doktor onayladığı takdirde bu takviyelerden kullanmaları gerekmektedir.
Kaynakça:http://www.doktorsitesi.com/yazi/melatonin-hormonu/7544
http://www.melatoninturkiye.com/

Hece Ölçüsü Nedir?


Hece ölçüsü, bizim kendi edebiyatımız olan Milli Edebiyatın veya Halk Edebiyatının nazım ölçüsüdür. Hece ölçüsünde aruz ölçüsündeki gibi içinden çıkılmaz ve anlaşılmaz yönler yoktur. Fakat bu durumdan hece ölçüsünün çok basit, ahenksiz bir ölçü olduğu sonucu çıkartılamaz. Tam tersi, hece ölçüsünün de kendine özgü özellikleri, incelikleri ve ahenk düzenleri vardır.
Halk şiirleri ve şairler, aydın sanatçılar -örneğin Divan şairleri- tarafından asırlar boyunca hor görüldüğü için, hece ölçüsü aydınlar edebiyatına pek girememiştir. Hatta bazı dönemler hece ile şiir yazmak, basit görülmüştür. Bu da hece ölçüsünün sırrına ulaşamamamış olanların bir sonucudur denilebilir.
Hece ölçüsü, her mısradaki hecelerin sayısının birbirine eşit olmasına dayanan bir ölçüdür. Yani ilk mısrada kaç ölçü varsa, öteki mısraların tümünde de aynı sayıda hece olması gerekir. Hece ölçüsünün aruzdaki gibi açık hece, kapalı hece gibi şartları yoktur. sözcüklerdeki tüm heceler eşit değerde ve karakterdedir.
Hece Ölçüsünde Durak
Durak, belli sayıda bir hece dizisinden sonra elimizde olmadan durakladığımız yerdir. Yani mısra belli bir yere kadar duraksamadan okunur, bir yerde duraklanır ve daha sonda kalan heceler okunur.
Hece ölçüsünde durak, mısralarda musikinin olmasını, şiirin tümünde bir iç ahengin doğmasını sağlar. Durak sayısı, ölçünün uzunluğuna göre artıp azaldığı gibi, sözcüklerin mısra içinde yer alışları bakımından da azalıp çoğalabilir. Bu, şairin arzusuna ve zevkine göre değişir.
Şimdi hem hece ölçüsü için, hem de durak için bir örnek verelim;
Aşağıdan / akar gelir / gemiler
Yel vurdukça / inil inil / iniler
Yukarıdaki mısralar, 11′li hece ölçüsüyle yazılmıştır. ( / ) işaretinin olduğu yerler ise duraklardır. Okurken dikkat edildiğinde ilk dört heceden sonra bir duraklama yapıyoruz. Bu duraklamalar bizim elimizde değildir. Ölçü bizi bu duraklamalara zorlar.
Hece sayısı ve durak şekillerine göre çeşitli hece ölçüsü türleri vardır. Fakat bu türler aruz ölçüsü türleri gibi karmaşık ve ezberlemesi zor değildir. Esasen mısralar kaç heceden oluşursa hece ölçüsü türü de o ismi alır. Örneğin beş heceden oluşan hece ölçüsünün türü 5′li hece ölçüsü’dür. Şimdi hece ölçüsü türlerine kısa bir bakış atıp birkaç örnek verelim.
Beşli Hece Ölçüsü: Bu ölçü duraksızdır. Çok kullanılan ölçülerden değildir. Ender olarak Anonim Halk Edebiyatı ürünlerinde görülebilir.
Tanrı buyurdu
Sessiz duyurdu,
Sancakla geldik
Aldık bu yurdu – Ziya Gökalp
Altılı Hece Ölçüsü: Bu ölçü de duraksızdır. Yine beşli hece ölçüsü gibi çok kullanılmamıştır.
Nedir zaman nedir,
Bir su mu bi kuş mu?
Nedir zaman nedir,
İniş mi yokuş mu?
Yedili Hece Ölçüsü: Bu ölçü duraksız kullanılabildiği gibi, (4+3) şeklinde duraklı da kullanılabilir. Sık kullanılan ölçü çeşitlerindendir. Manilerde de kullanılmıştır. Duraksız 7′li hece ölçüsüne örnek;
Yorgun mehtabın suda
Kaynaşan böcekleri
Gümüşten ve elmastan
Koyda dalgacıkların
Bükülen çiçekleri
Gümüşten ve elmastan. – A.Mümtaz Erbolat
(4+3) duraklı 7′li hece ölçüsüne örnek;
Dere boyu / saz olur
Gül açılır / yaz olur
Ben yarime / gül demem
Gülün ömrü az olur. – Anonim mani
Sekizli Hece Ölçüsü: Bu ölçü de duraksız veya duraklı kullanılır. Duraklı kullanıldığında (4+4) veya (5+3) şekillerinde kullanılır. Bu ölçü edebiyatımızda çok kullanılan ölçülerdendir. Halk edebiyatı türlerinden semai, varsağı, rubai gibi türler bu ölçüyle yazıldığı gibi, zaman zaman koşma, türkü, şarkı gibi türler de bu ölçüde yazılmıştır.
Ben yürürem / yane yane
Aşk boyadı / beni kane
Ne akilem / ne divane
Gel gör beni / aşk neyledi. – Yunus Emre
Dokuzlu Hece Ölçüsü: Bu ölçü edebiyatımızda pek tutunamamıştır. Çok nadir görülür. Cahit Sıtkı Tarancı zaman zaman bu ölçüyü kullanmıştır. (5+4), (4+5) veya (3+3+3) şekillerinde kullanılabilir.
Onlu Hece Ölçüsü: Bu ölçü her zaman duraklıdır. (6+4), veya (5+5) şeklinde duraklandırılabilir. Bu ölçü de fazla tutunan ölçülerden değildir.
Onbirli Hece Ölçüsü: Bu ölçü edebiyatımızda en çok kullanılan hece ölçüsü türüdür. Halk Edebiyatından Koşma, Türkü, Şarkı gibi türlerin yanısıra, çağdaş edebiyatımızdaki klasik şiirlerin çoğu da bu kalıpla yazılmıştır. Onbirli hece ölçüsü, (6+5), (4+4+3) (3+3+5) şekillerinde duraklı olarak kullanılır. Fakat (4+4+3) en çok kullanılan duraktır. Çünkü bu durak türünün ahengi daha yoğundur ve günümüzüme kadarki saz şairleri bu kalıbı adeta yoğurmuşlardır.
Sallanı sallanı gelen sevgilim,
Söyle, kömür gözlüm, kimin yârisin?
Kız senin derdinden derbeder oldum,
Söyle tutu dillim, kimin yârisin?
Tuba kazı gibi göğsü nakışlım,
Koynu içi misk ve anber kokuşlum,
Melâik sıfatlım, melûl bakışlım,
Söyle ince bellim, kimin yârisin?
Kapında yayılır koyunla kuzu,
Yerin çiçeğisin, göğün yıldızı,
Emrah bir gedadır, sen büyük kızı,
Söyle, sırma tellim, kimin yârisin? – Emrah
Bunlar dışında 12′li, 13′lü, 14′lü, 15′li hece ölçüleri de vardır fakat bunlar edebiyatımızda çok kullanılmamıştır. Ayrıca 16, 20 ve 22′li hece ölçüleri de zaman zaman denemişse de başarılı olmamıştır.
Yukarıda sıraladığım bu ölçülerden en işlek olanlar daha önce belirttiğim gibi 7′li, 8′li ve 11′li hece ölçüleridir.14′lü hece ölçüsü de son zamanlarda sık sık kullanılmaya başladı.
Hece ölçüsü, yukarıda da belirttiğim gibi Divan Edebiyatı sanatçıları tarafından hor görülmüş, o dönem aruza gösterilen ilgi heceye kesinlikle gösterilmemiştir. Bununla birlikte Halk Edebiyatı, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Edebiyatı sanatçıları içinde hece ölçüsü büyük itibar görmüş ve kullanılmıştır.
Tüm bunlara karşın, hece ölçüsünü savunmayan, hece ölçüsünün şiiri alçalttığını savunan modern dönem Türk şairleri de vardır. Bu bağlamda, aşağıdaki videodan Garip akımının önemli temsilcisi Orhan Veli’nin sanat anlayışı incelenebilir.

Kronik Üretrit Nedir? Belirtileri Nelerdir?


İdrar yollarının tahriş olması ve ya enfeksiyon kapması sonucu, en rahatsız eden hastalıklar grubunda yer alan ve genelde erkeklerde daha zor zamanlar geçirmeye sebep olan, uzun süren(1-2ay) can sıkıcı birrahatsızlıktır. Kişi hastalığa yakalanınca sık ve uzun süreli idrara çıkma isteği duyar. İdrar yapımı acı vermeye başlar, acı hissi arada kendini belli etmez ve hastaya düzelme hissi verebilir fakat bu durum iyileşme sürecine girdiğini göstermez.
Hastalığın belirtileri sık idrara çıkma ve idrar sırasındaki ağrıdır. Teşhis için iki sebep yeterli olmaktadır. Tedavi edilmesi için iltihabın yoğunluğu ölçülür, eğer iltihap idrar kesesinin içine kadar yayılmış ise bu durum daha ciddi boyuttadır ve buna trigonitis denir. Ucunda ışıkbulunan kameralı bir alet ile idrar yolundan mesaneye kadar inilerek görsel teşhis yapılması da mümkündür.(Sistoskopi)
Hastalığa eğer iltihap neden oluyorsa antibiyotik kullanılması yeterli olabilmektedir. Antibiyotik ağız yolu ile değilde damar yolu ile alınırsa daha sağlıklı ve kısa sürede sonuçların alınması mümkün olmaktadır. İltihap dışı nedenlerden dolayı ve ya idrar yollarının tıkanması gibi ilaç tedavisinin yeterli gelmediği durumlarda bir alet yardımı ile kanalın esnetilmesi ile fiziksel bir tedavi uygulanabilmektedir.
Bazı kaynaklar bitkisel tedavi yollarından bahsetmektedir. Bu yöntemler yaban mersini kaynatılıp günde 6 defa çay gibi içilmesi, civanperçemi kaynatılıp içilmesi, ay üzümü, ayrık otu eklemek bu rahatsızlığa ilaçsız doğal olarak toksin uzaklaştırıcı tedavi olarak önerilmektedir.

Burun Kanamasının Nedenleri


Burun kanaması genelde ciddiye almadığımız, rahatsız edici ve genelde toplum içinde olaması durumunda çok can sıkıcı haller almaktadır. Burun bazen nedensizce bazende bir hastalığın belirtisi olarak kanamaktadır. Burun iç yapısı gereği mukozasında ince damarlara sahiptir. Burun ile oynanması, darbe ve tahriş durumlarında fiziksel anlamda kanamakta, kısa sürmekte, kan kaybına yol açmamakta ve ciddi tedavi gerektirmemektedir.
Burun kanaması sırasında burunu tıkayıp başımızı arkaya atmak yerine, aşağı eğip ıslak bez koyarak dolaşımı rahatlatmak ve burun kanatlarını sıkmak, kanı yutmamak en doğru müdahale olacaktır. Kanamanın yoğunluğuna göre yine baş aşağı bir şekilde tampon uygulanması ve burun iç yüzeyini yumuşatıcı kremler sürülmesi faydalı olacaktır.
Burun kanaması her zaman masun bir kanama değildir. Bazı hastalıkların habercisi olarak burun kanaması dikkate alınır. Yüksek tansiyon, kan hastalıkları, bağırsak sorunları, hormon hastalıkları gibi ciddi sorunların habercisi olabilmektedir. Burun kanaması durdurulduktan sonra sebebinin araştırılması önemlidir. Kanama sırasında kanın burundan dışarı ve ya boğaza akması, kanamanın süresi gibi bulgularda önemlidir. Kanamanın durdurulmaması durumunda hemen bir hekim desteği alınmalı, damarlarda yırtılma ve ya çatlama varsa müdahale edilmeli, sebep olan hastalıklar belirlenmeli tedaviye başlanmalıdır.
Çocuklarda meydana gelen burun kanamalarında genelde kaşınma sonucu çocuğun burnunu karıştırması ile hasar gören damarın kanaması ve kuru nemli ortam farkından dolayı kısa süreli gerçekleşen kanamalar olmaktadır. Burun kanaması sebepsiz yere gerçekleşiyorsa aile bireylerinin bunu dikkate alması gerekmektedir. Çocuklarda sebepsiz gerçekleşen burun kanamaları lösemi ve tümör varlığının habercisi olabilmektedir.

Zihinsel Güçler


Zihinsel güçler denen olgular, uzun yıllardır insanlığın aklını meşgul eden, gerçek mi yoksa uydurma mı olduğu bir türlü tam olarak anlaşılamamış veya kanıtlanamamış, insanlarda var olduğu kabul edilen çeşitli zihinsel aktivitelerdir. Zihin, insan beyninin bilinçli olarak yaptığı şeylerin tümüdür. Yani algılamalarımızın, belleğimizin, duygularımızın, isteklerimizin, düşlemelerimizin, zekamızın toplamı zihni oluşturur. Kimi görüşlere göre, zihnin bu saydığımız işlevlerinden başka, daha gizemli, daha “doğaüstü” birtakım işlevleri daha vardır. Bu işlevler, bildiğimiz doğa kanunlarıyla açıklanamayan, herkesin yapamadığı ve gerçekliği kanıtlanamayan işlevlerdir. Telekinezi, telepati, astral seyahat, 6.his, durugörü gibi pek çok işlev tanımlanmıştır.
Öncelikle konuya girmeden önce belirtmek isterim ki, birazdan açıklayacağım yukarıda saydığım işlevler gerçekliği kanıtlanamamış, kimilerine göre safsata, kimilerine göre gerçek kabul edilen olgulardır. Fakat böyle bir görüş vardır ve doğruluğunu kabul etmesek bile önce okuyup ne olduğunu öğrenmemiz gerekir. Yani, bu güçlerin nasıl kullanıldığı, kullanmaanahtarı, veya bu güçleri geliştirmek için yapılması gerektiği iddia edilen alıştırmalar vs. bu yazının ana amacı değildir. Ana amaç bu iddia edilen güçlerin ve bu güçleri kullanmak için yapılması gereken yöntemlerin tanımlanmasıdır.
Etrafımızda gözle göremediğimiz pek çok güç çeşidi vardır. mesela televizyon seyrederken kumanda ile kanal değiştirdiğinizde kumandadan çıkıp televizyona giden sinyalleri göremezsiniz, veya müzik dinlerken müziği duyarsınız ama müzik aletinden çıkıp kulağınıza gelen ses titreşimlerini göremezsiniz. Göremiyorsunuz olmanız o güçlerin olmadığı anlamına gelmez.
Zihinsel güçlerde ana esas zihnin yukarıda belirttiğim televizyon örneğinde olduğu gibi gözle görülemeyen bir çeşit dalga yaymasıdır. Çeşitli görüşlere göre bu dalga veya zihnin yaydığı “güçleri” gözümüz yoluyla veya eller ile belirli kanallara sokup yönlendirmek mümkündür. Bu durumda bir örnek olarak; önünüzdeki insanın ensesine çok dikkatli bakıldığında, ensesine baktığınız insanın ya ensesini kaşıdığını ya da dönüp size baktığı söylentisini belirtmek gerekir.
Zihinsel gücün bir dayanağı da dini, felsefik ya da inanca bağlı görüşlerdir. Mesela hemen hemen tüm dinlerde veya felsefelerde yaratıcının (Allah, Tanrı, öz, tao, üstün bilinç, yaşamenerjisi, enerji…. vs.) insanlara kendinden bir parça koyması inancı… Üstün olan bu yaratıcı enerjinin insanlara koyduğu kendinden parça, bahsedilen zihinsel güçlere hakim olmaya yolaçtığı düşünülebilir. Yani, bu sayılan güçlerin kullanılabilirliği, bize verilen bu enerjiyi kullanabilmeye bağlıdır. Tüm dinlerde, insanın yaratılmış tüm varlıklardan daha üstün olduğu hatta Şeytan’ın kibire kapılarak bu üstünlüğü kabul etmediğinden bahsedilir. İşte insanı üstünkılan özellik bu bahsettiğimiz yaratıcıdan gelen parçadır. Bu konuyla ilgilenenler bilirler ki, bu enerjiyi kullanma yolları olduğu iddia edilen çeşitli yolların, yöntemlerin, alıştırma ve egzersizlerin olduğunu bilirler. Meditasyon, Farkındalık, Konsantrasyon, quantum olumlama alıştırmaları olarak özetlenebilen bu yollar, zihinsel güçleri kullanabilmek için içimizdeki yaratıcıdan gelen parçayı harekete geçirmek için baş vurulan yollardır. Şimdi temel sayılan bu yolların ne olduğuna bakalım;
Farkındalık
Farkındalık, insanın yaptığı şeyin, yaşadığı olayın, gördüğü, seyrettiği, duyduğu şeyin zihinsel olarak tamamen farkında olmasıdır. Zihnimizden biz istesek de istemesek de pek çok düşünce, söz, ses, yaşadığımız olaylarla ilgili görüntüler, diyaloglar veya o an ilgilendiğimiz işle ilgili düşünceler vs. geçer. Ve bu devamlı olarak hiç durmaksızın olur. Örneğin bir manzaraya bakarken hiç farkında olmadan o manzarayı yorumlarız. Mesela “şurası muhteşemmiş”,güneş ışığı bulutların arasından ne güzel yansıyor” gibi. Veya bir şey yerken o yemekle ilgili zihnimizden olumlu veya olumsuz pek çok düşünce, yorum veya hiç olmazsa o yemekle ilgili geçmişte yaşadığımız bir anıya ilişkin düşünceler geçer. Bu durum o an yaşadığımız anın farkında olmamızı engellediği gibi, zihnimizi çoğunu boşu boşuna işgal eder. İşte bu noktada zihni “susturmayı” becerip o an yapılan olayın farkına varıldığında hem zihin gereksi yere meşgul edilen yükünden kurtarılıp tam potansiyelini kullanmak için zemin hazırlanacak hem de o manzara o zamana kadar izlenilen en güzel manzara, o yemek o zamana kadar yenen en güzel yemek olacaktır.
Meditasyon
Meditasyon bir nevi farkındalık yaratma çalışmasıdır. Mum yakmak, bağdaş kurup oturmak, gözleri kapatmak, nefes alış-veriş yöntemleri, tütsü yakmak gibi kişiye bağlı olarak çeşitli ritüeller veya yöntemler olabilir. Ama ana esas, konsantre olup zihni arındırmaya çalışmaktır. Arınmamış bir zihin yani genel olarak bizim zihnimizin çevreye yaydığı sinyaller ile arınmış ve susturulmuş bir zihnin çevreye yaydığı sinyaller farklıdır.Bununla ilgili bir örnek olay verelim: zihninizi susturmayı öğrendiğinizde, meditasyon haline geçip zihninizi susturmuş bir haldeyken kuş sürüsünün içinde yürüdüğünüzde eğer kuşlara herhangi bir şekilde fiziksel müdahalede bulunmazsanız hiçbirinin uçup kaçmadığını görürsünüz. Aynı şey kedi, köpek gibi hayvanlarda da geçerlidir. Çünkü hayvanlar bu saydığımız zihinsel güçleri kullanamasalar da varlıklarını hissederler.
Quantum Olumlama veya Quantum Düşünce
Esas olarak olumlu düşünce veya istenilen şeyi düşünmek, ona odaklanmaktır. Bu noktada ilk önce Kur’an ve İncil’den birer örnek verelim;
“Buyruğu içinde gemiler yüzsün,lütfettiği şeyleri elde edersiniz ve belki de şükredersiniz diye denizi emrinize veren Allah’tır.O , göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendinden bir lütuf olarak emrinize vermiştir.Bütün bunlarda aslında düşünenler için işaretler vardır.” (Casiye Suresi 12-13)
“Dileyin verilecektir. Arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır,çünkü dileyen alır,arayan bulur,kapı çalınana açılır.” (Luka 11/9)
Yani örneğin zengin olup fakir bir hayat yaşamak istemiyorsunuz. Fakat bu isteğinizi, “fakir bir hayat istemiyorum” şeklinde düşünmek yerine, “zengin olmak istiyorum” şeklinde düşünmek gereklidir.
Şimdiye kadar zihinsel güçleri, bunları kullanma yollarını belirttik. Şimdi de bu zihinsel güçlerin ne olduklarına bakalım;
Telekinezi
En yaygın ve bilinen güçtür. Telekinezi, düşünce gücüyle maddeleri hareket ettirmek demektir. Yukarıda saydığımız yöntemler ile geliştirilen zihnin yaydığı enerji il maddeler üzerine etki etmek esastır.
Telepati
İnsanlar arasında, herhangi bir duyu organına veya araca ihtiyaç olmaksızın haberleşme, aktarım gerçekleştirmektir. Bu alış-veriş, bireylerin birbirine çeşitli düşünceler, imajlar, renkler vs. gönderip almasına dayanır.
Astral Seyahat
Kişini uyku halindeyken, fiziksel bedene ihtiyaç olmaksızın istediği mekanlarda dolaşıp bulunmasıdır. Diğer bir adı beden-dışı deneyimdir. Alında herkes uyuduğunda istemeden de olsa astral seyahat yapar. Yani astral beden denilen bilinç, biz uyuduğumuzda bedenimizden çıkıp, bedenin hemen üstünde asılı kalır. İşte bu noktada bilincimizi kaybetmezsek astral beden ayrıştığında astral seyahati bilinçli yapmış oluruz. Yani astral seyahat bilinçli olarak yapılabildiği gibi, bilinçsiz olarak da gerçekleştirilebilir. Kimilerine göre “karabasan” denilen olgu astral seyahat ileyakından ilgilidir. Astral beden denilen bilinç vücudumuza tam dönmeden uyandığımızda hareket edemiyor ve karabasan denen olguyu yaşıyoruz. Astral seyahatte fiziksel kuralların ve zamanın bir önemi yoktur. İstediğimiz yere gidip istediğimiz şeyi yapabiliriz (uçmak gibi) Bu durum, insanoğlunun açıklayamadığı durumları astral seyahate bağlamasına neden olmuştur. Mesela Piri Reis’in dünya haritası, o dönemde dünyanın bilinmeyen yerlerini de haritalaması dünyayı sanki dünya üzerinde uçmuşçasına göstermesi bakımından gizemlidir. İşte bazı görüşlere göre bu haritanın çizilmesinin yolu astral seyahattir.
6.His ve Durugörü
Bir kişinin, önceden olacakları tahmin etmesine 6.his denir. Çevresinde olan biten tüm herşeyi tüm yönleriyle görmeye is durugörü denir. Bu iki durumlar ilgili tarihte pek çok örnek vardır. Örneğin Mevlana’nın “maddelerdeki küçük zerreler”i görmesi buna örnek olabilir. Kehanetler de bu konuda belirtilmesi gereken olaylardır.
Biyokinezi
Düşünce gücüyle vücut görünüşünü, örneğin göz rengini değiştirmeye denir.