Bu Blogda Ara

8 Mayıs 2012 Salı

eğitim


Eğitim 
Eğitim nedir? Sorusu insanları tarih boyunca meşgul eden konulardan birisi olagelmiştir. Peygamberler, düşünürler eğitim ve toplum konusu ile ilgili görüşler öne sürmüşlerdir. Kültürel değerlerin aktarılmasında yeni kuşakların sosyalleştirilmesinde en önemli görev eğitim kurumuna düşmüştür.
Ertürk’e (1979) göre eğitim “bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir”.
Günümüz bilgi toplumunda eğitim sınıf ve okul  ortamı ile sınırlı görülmez. Okul artık bireyin eğitim sürecinin çok sınırlı bir boyutunu oluşturmaktadır. Eğitim bireyin farklılaşmasının da bir aracıdır. Geleneksel anlayışın asine her bireyin özellikleri ve kapasitesi farklıdır. Bu yüzden eğitim bu farklılığı köreltmemeli, geliştirmelidir.
Formal ve İnformal Eğitim
Eğitim , formal ve informal olmak üzere ikiye ayrılır. Formal eğitim, planlı, programlı, bir amaç doğrultusunda belirli bir mekanda uzman kişilerin rehberliğinde düzenlenen bir etkinliktir. İnformal eğitim ise bireyin içerisinde bulunduğu ortamda kendi kendine sistemsiz ve denetimsiz bir şekilde kültürlenmesidir. Bu kültürlenme olumlu yönde olabileceği gibi istenmeyen bir yönde de olabilir.
İnformal Eğitim
  • Doğal ortam içerisinde kendiliğinden oluşur.
  • Planlı ne programlı değildir.
  • Öğreticiler profesyonel değildir.
  • Olumlu ve olumsuz yönde gelişebilir.
  • Yer, mekan veya eğitim gerçekleştiği ortam belli değildir.
Formal Eğitim
  •  Planlı ve programlıdır, varılmak istene hedefler bellidir.  
  • Eğitimin amaçları profesyonel kişilerin eliyle geliştirmeye çalışılır.
  • Olumlu davranışların kazandırılması esastır.
  • Belirli bir mekan ve ortamda eğitim gerçekleştirilir.
  • Profesyonelce hazırlanmış eğitim araç ve gereçleri kullanılır.

tüp bebek uygulamaları

Hastaların gebelik şanslarını artırmak için kendiliklerinden geliştirecekleri bir adet yumurtayı kullanmaktansa, hem yumurta sayısını arttıran hem de folliküllerin yumurta toplanma işlemine kadar çatlamadan beklemesini sağlayan ilaçlarla yumurtalıkların kontrollü olarak uyarılması ilk tercih edilen yöntemdir. (folliküller yumurtalıklarda gelişen ve yumurtaları barındıran içi sıvı dolu keseciklerdir. ) İlaçla tedavi sırasında, yumurtalıkların verdiği cevabın görülmesi ve yan etkilerden korunmak için hastaların dikkatli takibi gerekmektedir. Bu amaçla adet kanamasının 2. Gününden, en geç 3. Gününden başlayarak düzenli aralarla yapılan ultrason takipleriyle, yumurtalıklarda oluşan yumurta keseciklerinin (folikül) gelişimi ve rahim içi dokunun (endometrium) kalınlık ve kalitesi izlenir. Gerekirse doz ayarlamaları yapılır. Bu uyarılma süreci yaklaşık 10-12 gün sürer. Gelişen folliküllerin sayı ve büyüklükleri, rahim içi tabakasının kalınlık ve kalitesi, kanda östradiol (e2) hormon düzeylerinin takibi ile istenilen gelişme elde edildiğinde bir sonraki basamak olan yumurta toplama işlemine geçilir. Yumurtaların son olgunlaşmasını sağlamak için ayrı bir ilaç verilerek (pregnyl) yumurta toplamanın günü ve saati tesbit edilir.

YENİ BİR MAİL HESABI AÇILMASI


Mail hesapları bizim yazışmalarımızı bir server üzerinde tuttuğumuz yerlerdir. Mail hesaplarının boyutları ve özellikleri her hesapta farklıdır. Bende şimdi ücretsiz bir mail hesabı alacağım. Öncelikle web browser programımdan hotmail.comsayfasına gireriz. Bu sayfa ücretsiz mailimizi alacağımız adres. Karşımıza aşağıdaki gibi bir görüntü çıkar.
Buradan Sign Up seçeneğine tıklarız. Karşımıza gelen ekranda kişisel bilgilerimizi ve adresin ismini belirleriz.Yazılan bilgiler doğru ise I Agree butonuna basarız. Yazılan mail adresi başka bir kişi tarafından alınmamış ise sistem yenilendiğinde bilgilerin sürekli olarak gönderilmesini istediğimiz adreslerin işaretlenmesini ister. İlgi alanımıza göre işaretlediğimiz adresler mail hesabımız açıldığında ve işaretli sayfalar güncellendiğinde bize de bilgi ulaşacaktır. Daha sonra mail adresine girdiğimizde bize gelen mailleri görmemiz mümkündür.

sanal sohbet/internet sohbet nedir-nasıldır?


SANAL SOHBETLER TÜRKÇE’Yİ BOZUYOR! TÜRK DİL KURUMU BAŞKAN YARDIMCISI PROF. DR. RECEP TOPARLI, “GENEL AĞ ORTAMLARINDAKİ CHAT DENİLEN SOHBETLERDE KELİMELERİN KISALTILARAK YAZILMASI DİLİMİZE ZARAR VERİYOR” DİYOR!
Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Recep Toparlı, Türk dili için çok tehlikeli bir gidişatın olduğunu belirterek, bu tehlikenin kaynağının chat denilen sohbetler olduğunu savundu. Sanal sohbetlerde kelimelerin kısaltılarak yazıldığını, bunun da Türkçe yazım kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Toparlı, şunları kaydetti: ‘Genel ağ ortamındaki chat denilen sohbetlerde kelimelerin kısaltılarak yazılması dilimize zarar veriyor. Bu çok tehlikeli bir durum. Hiç kimsenin hakkı yoktur Türkçe’nin sesli harflerini yutmaya. Teşekkür ederim, ‘tşkr’ diye yazılmaz. Selamı, ‘slm’ diye yazarsanız ben daha sonra okuyamam onu.’
Hiç kimsenin kafasına göre kelimelerde kısaltma yapamayacağının altını çizen Toparlı, şöyle devam etti: ‘Chatleşmelerde herşeyi kısaltıyorlar. 5 harfli bir kelimeyi 3 harfli yazıyorlar, bir de nokta koyarlar. Ne gereği var? Her şeyi kısaltmalarla mı anlatacağız? Ama, ‘bu bana göre, benim imla kuralıma göre’ derseniz, 70 milyon tane yazım kılavuzu çıkar ortaya. 70 milyon tane sözlük çıkar ortaya. Onun için işi ehline teslim edin.’
Toparlı, Türk dili için önemli tehlikelerden bir diğerinin de cadde ve sokaklarda tabelaların yabancı kelimelerle doldurulması olduğunu ifade etti. Batıdan gelen kelimelerin Türk dilinde bilinçsizce kullanılmaya başladığını anlatan Toparlı, şöyle konuştu: ‘Caddelerde, sokaklarda gezerken, ‘acaba burası Türkiye mi’ diye düşünmemize sebep olan dil kirliliği, dil yozlaşması var. Bugün tabela kirliliği meselesini belediyelerin duyarlı olması hallediyor. Çıkarılacak bir kanunda yabancı yazı olan tabelalara daha fazla vergi verilmesi, bu kirliliğin ortadan kaldırılması için yeterlidir. Bunun için herkes sorumlu bir tavır takınarak, bunu belediyelere yaptırması lazım.’
Klavyelerle ilgili yaptığı bir çalışmayla ilgili de bilgi veren Toparlı, Q’dan ziyade F klavyenin Türkçe yazımına daha uygun olduğunu ifade etti. Harflerin yerleşimine ve ellerin hareket noktasına bakıldığında F klavyenin daha uygun olduğunun görüleceğini ifade eden Toparlı, ‘Ama şimdi bize dayattılar Q klavyeyi’ dedi.

bebek odası nasıl olmalı-kazaları


Alt açma dolabını seçerken raflarının düzenlenişine dikkat edin. Kremler, bezler, temiz çamaşırlar elinizin altında olmalı. Bebeği bir an için bile orda yalnız bırakmamanız lazım.
Sert yataklar daha güvenli, yumuşak yataklardan kaçının. Beş yaşın altındaki çocukları ranzanın üst kısmında yatırmayın.
Bebeğiniz bir yerlere tutunarak ayağa kalkmaya mı başladı? Aman dikkat, odasındaki obilyalar duvara monte edilmiş olsun veya yere sağlam otursun. Alçak oyuncak, kitap rafları ve dolaplar, dengesiz duruyorlarsa, bebeğin üzerine devrilebilirler.
İki küçük çocuğunuz varsa ve ranza kullanmak zorundaysanız, onlar odada oyun oynarken ranzanın merdivenini çıkarmayı unutmayın, tırmanıp düşmesinler.
Bir yaşının altındaki bebeklerin yatağında yastık bulunmaması gerektiğini biliyor muydunuz?
Çocuğunuz okul çağındaysa, çalışma, okuma lambasını, yatağına, yastığına, pijamasına değmeyecek şekilde yerleştirmeye dikkat edin.
Yatak, koltuk gibi mobilyalar alırken malzemesine dikkat edin. Kolayca yanmamalı, yangında zehirli gazlar çıkarmamalı.
Bebeğiniz, yatağına tırmanıp inmeye başlayınca, en doğrusu, yatağın önündeki koruyucu kısmı çıkarıp, yatak yüksekliği ayarlanabilyorsa onu da alt seviyeye indirip, rahatça yatağına inip çıkmasını sağlamak.
Örgü battaniyesi varsa, deliklerine bebeğin parmağının girip takılmayacağına emin olun. Etrafta kırılabilecek, zararlı hiçbir şey olmasın ki özgürce oynayabilsinler odalarında. Odadaki kullanılmayan prizlere priz emniyeti takın.
Yeni yürüyen bebeğiniz sabah sizden önce uyanıp evin tehlikeli bölümlerine gitmeye çalışıyorsa odasının kapısına emniyet bariyeri takın. Ona da tırmanmaya başlarsa evin bütün bölümlerini emniyetli hale getirmeniz şart. Yoksa sürekli dur, yapma demekten siz de sıkılırsınız, o da. Ayrıca o kadar çok yapma derseniz sizi dinlemez zaten.
Odasına bir iki tane yer minderi koyun, üstünde rahatça atlayıp zıplasın. Çocuklar sürekli sakin sakin oynayamazlar biliyorsunuz. Oynamadığı zaman oyuncaklarını yerde bırakmamaya alıştırın. Bunun en kolay yolu oyuncak dolabının kullanışlı ve sevimli olması.
Ağır kapaklı ve çekmeceli dolaplar yerine, raflara koyacağınız rengarenk kutular işinizi kolaylaştıracaktır.

virajlar - nedir -nedemek


Virajları Doğru Almak
Viraj alınırken yolun ne genişlikteki bölümünün kullanılacağı bir çok dış etkene bağlıdır. Viraj içinde karşı yönden gelen olup olmadığını görmemizi engelleyen ağaç vb. görüş engelleyici birtakım etkenler ya da yolun şehir içi veya şehirlerarası bir yol olup olmadığı gibi.. Ancak, her koşulun uygun olduğu varsayımından hareketle doğru viraj alımını şu şekilde açıklayabiliriz:
Şekil 2 doğru şekilde viraj alımını göstermektedir. Doğru viraj alımında sürüş çizgisi “önce dış -sonra iç- tekrar dış” şeklinde olmalıdır. Şekilden de anlaşılacağı üzere, viraja dıştan, yani sağa dönen virajlarda yolun soluna yanaşarak, sola dönen virajlarda ise yolun sağına yanaşarak dönmek esastır.
Otomobili viraj içerisinde yavaşlatmak yerine, gerektiği kadar vitesle birlikte hız düşürülerek otomobilin lastikleri yere tam olarak tutunabilecek şekilde viraja mümkün olduğunca dıştan girilir. Yani, otomobil viraja daha girmeden yavaşlatılması tamamlanmış olmalı ve bu hız, şekilde “apex” olarak gösterilen virajın orta noktasındaki hız dahil, virajın tümündeki en düşük hız olmalıdır. Fren ancak viraja giriş noktasından önce otomobili yavaşlatma maksadıyla kullanılmalıdır, viraj içinde frene basılmaz.
Fren noktasından itibaren otomobil virajın içine yönlendirilerek apex’e kadar kontrollü bir şekilde gaz verilir (hız belirli bir miktarda artırılır). Orta noktada (apex’te) otomobile uygulanan merkezkaç kuvveti maksimumdadır. Bu nokta aynı zamanda virajın en içten dönüldüğü noktadır.
Virajın en iç konumunda bulunulan apex’te virajın uzak olan dış noktası hedeflenerek otomobil gaza oturtulur. Ancak gaz verirken otomobili kasmak ve lastikleri zorlamak yerine hem motorun daha çabuk hızlanması hem de lastiklerin soğuyabilmesi için bir an evvel düzelterek aracı gerektiği kadar dışa bırakmak gerekmektedir.
Yapılan Hatalar
Viraj alımında genellikle yapılan en önemli hata, viraja otomobilin yere tutunma sınırlarını zorlayacak bir hızla girip daha sonra viraj içinde fren kullanma mecburiyetinde kalmaktır. Eğer dikkatli bir sürücü iseniz diğer araçlarla birlikte viraja girdiğinizde çoğu sürücünün hızını ayarlayamamaktan ötürü neredeyse viraj çıkışına kadar fren lambalarının yandığına şahit olmuşsunuzdur. Bunun, şüphesiz ki viraj alımında uyulması gereken belli kuralları uygulamamaktan kaynaklanan nedenleri vardır.
Şekil 1′de yanlış şekilde girilen bir viraj görülmektedir. Fren noktasında otomobilin bulunduğu yanlış konum ve hızını ayarlayamamaktan ötürü, virajın orta noktası olan apex’te viraj açısının ne kadar keskinleştiği rahatlıkla görülmektedir. Sonuç olarak bu noktada aracı neredeyse durma noktasına varacak kadar yavaşlatmak mecburi hale gelmektedir.
Doğru Viraj Alımında Geçerli 2 Genel Kural
Viraj alımında geçerli ilk kural “yavaş gir – hızlanarak çık” şeklinde açıklayabileceğimiz ve yapılan genel hatanın tersine otomobili virajın alımı sırasında değil, daha viraja girmeden yavaşlatmayı hedefleyen kuraldır. “Önce dış -sonra iç- tekrar dış” olarak adlandırabileceğimiz ikinci kural ise virajı dönülmesi mümkün en geniş açıyla dönebilmemizi ve dolayısıyla otomobilin yere daha fazla tutunmasına yardımcı olmayı amaçlar. Bu her iki kural da doğru viraj almanın mantığını anlatmak için yazılmıştır ve sizle birlikte diğer araçların da seyir halinde olduğu normal trafikte uygulanması son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple tuninglinx olarak günlük trafikte size ayrılan yol çizgilerine uymanız gerektiğini hatırlatırız.

parfüm nedir-nasıl yaplır

Doğaya zarar versede maalesef herkes parfüm kullanmaktadır. Üstelik bunu abartanlar, güzellik yani iyi koku yerine başkalarını rahatsız edici noktalara kadar gelmektedir. Dahası bazı parfümlerin kokuları nasıl oluyorsa iğrenç denilebilecek durumda olabilmekte ve bazı kişiler bunu beğenerek sürmekte ve diğer insanların kötü kokulara maruz kalmalarına sebebiyet vermektedirler. Özellikle bazı bayan parfümlerinin hoş koku olma özelliği bir yana resmen rahatsız edici özelliklere sahip olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Birde ucuz ürünler kullanıldığında tabiri caizse bu tip insanlarla karşılaştığımızda burnumuzun direği düşmektedir. İnsanların güzellik uğruna yaptığı saçmalıklar şaşırtıcı noktalara kadar uzanıyor. Ama bilmeleri gereken şu, bir şeyi ne kadar abartırsanız suyu o kadar çıkar. Aslında parfüm hakkında bilgi vermek için yazacaktım bu makaleyi ama parfüm denilince aklıma başka birşeyde gelmiyor. Ancak genel olarak bahsetmek gerekirse, parfüm kokusunu yayabilmek için hareket veya sıcaklık gibi etkilere ihtiyaç duymaktadır. Yani kötü kokular birde terleyince, terle karışıp iyice iğrenç bir hale gelebilmektedir. Tabi güzel parfümler bu kategori içerisinde değil. Parfümün bu özelliğinden dolayı koltuk altları, göğüs araları, ense, kulak arkaları ve göbek kısmında kullanımı önerilmektedir. Ayrıca kanın fazla pompalandığı noktaları es geçmemek gerekmekte. Bilek içleri, şakaklar ve boyun bu kategoriye giriyor sanırım. Bütün bunların yanı sıra hareketli noktalar, dirsekler ve diz içleride parfümün etki alanında. Saçlarına parfüm sürenler için öneriler ise şunlar: Öncelikle saçlarınızın temiz olmasına ve kokuların birbirine karışmaması için kokusuz bir şampuan kullanaya özen gösterin. Bütün bunlardan başka giysilere parfüm sıkılması ile ilgili tavsiyelerimiz olacak. Giysilerinize kesinlikle farklı parfümler sıkmayın. Çünkü farklı moleküller birleşince kötü kokulara sebep olur. Giysi dolabınıza parfüm sıkın. Tabi parfümle ilgili söylenecek en son söz şu, parfüm kullanmayın doğaya zarar vermeyin.