Bu Blogda Ara

5 Mayıs 2012 Cumartesi

lazer epilasyon nedir ve nasıldır ?


Epilasyon
Günümüzün popüler uygulamalarından birinin lazer epilasyon olduğunu, birçok kadın ve erkeğin güzellik merkezleri, estetik merkezleri ve lazer epilasyon merkezlerinin her geçen gün artması nedeniyle artık lazer epilasyon adayı olduğunu, internet yardımıyla istanbul lazer epilasyon merkezleri, ankara lazer epilasyon merkezleri, izmir lazer epilasyon merkezleri diye arama yapıp lazer epilasyon firmaları hakkında bilgi aldığımızı, firma adreslerini telefonlarını edindiğimizi bir önceki yazımızda söylemiştik. Lazer epilasyon merkezi ne gittik, tedaviye başladık, ya sonra ne yapmalı :
- Lazer epilasyon uygulaması sonrasında 1 hafta süreyle güneşe maruz kalınmamalı ve solaryum’a girilmemelidir. Zorunlu olarak güneşe maruz kalınırsa (özellikle yüz gölgesi için) yüksek koruma faktörlü kremler kullanılabilir.
- Lazer epilasyon için seans aralıkları yüz bölgesi için 4 hafta, vücut bölgeleri için 8 haftadır.
- Lazer epilasyon tedavisi süresince seans aralarında güneşlenerek yada solaryum ile bronzlaşmak, bir sonraki seansta ten rengi normal tonuna yaklaşmamış ise uygulama yapılamamasına neden olacaktır. Bir sonraki seans ten rengi normale yaklaşana kadar ertelenecektir.
- Lazer epilasyondan hemen sonra ılık duş alınabilir. Bir hafta kese, peeling gibi cildi tahriş edecek uygulamalar yapılmamalıdır.
- Lazer epilasyon uygulanan kılların kökleri 3 ila 10 gün içinde hafifçe uzayarak dökülmeye başlar veya el ile tutularak çekildiğinde kolayca çıkar.
- Lazer epilasyon uygulanan bölgede kişinin cilt hassasiyetine göre değişen sürede; 1 saat ila birkaç gün arasında kızarıklık oluşması normaldir.
- Lazer epilasyon sonrası uygulama yapılan bölgede hafif bir kabarıklık, nadiren kabuklanma ve sivilce oluşabilir. Bunlar herhangi bir tedaviye gerek olmadan kendiliğinden geçecektir.
- Lazer epilasyon ile kıl yoğunluğu her seansta %15-20 arası kalıcı olarak azalmaktadır, farkı ancak 3. seanstan itibaren belirgin olarak görülebilir.
- Lazer epilasyon için seans sayısı vücut bölgeleri için 4-6 seans yüz bölgeleri için 6-12 seanstır. Bu sayı cilt ve kıl yapısına göre değişebilir. Hormonal bozukluklar seans sayısını etkileyebilir.
http://www.bilgiler.gen.tr

TÜY SORUNUNA LAZER EPILASYON ILE KÖKTEN ÇÖZÜM


TÜY SORUNUNA LAZER EPILASYON ILE KÖKTEN ÇÖZÜM
Epilasyon erkek ve kadın için saç ekimi cilt bakımı (cilt bakım) kadar önemlidir. Hem kadınlar hem erkekler en önemli estetik sorunlarından biri olan aşırı tüylenme probleminden kurtulmak için asırlardır değişik yöntemler kullanılır. Ancak ağda, traş ve kimyasal dökücülerle istenilen sonuçların elde edilmediği bir gerçek. Bu yöntemlerin uygulanmasındaki güçlüklerin yanı sıra, ortaya çıkan birçok sorun nedeniyle doktorlar, lazer epilasyon merkezlerinde lazer epilasyon öneriyorlar.
Hanımlar ağırlıklı olarak koltukaltı, bacak, bıyık ve bikini bölgesi epilasyonunu tercih ederken, erkekler özellikle sırt bölgesine lazer epilasyon uygulatmayı tercih ediyor (lazer epilasyon merkezi).
Lazerle epilasyon uygulamasının diğer yöntemlere göre en önemli üstünlüğü, bir defa bir tüyden fazlasını ortadan kaldırabiliyor. Lazerli epilasyon sırt, omuz, kol, bacak ve yüz gibi daha geniş alanların istenmeyen kıllardan hızla arındırılması mümkün kılıyor. Hepsinden önemlisi lazer epilasyon istenmeyen kılların ortadan kaldırılmasında güvenli, hızlı, etkili, yan etkisi olmayan ve acı vermeyen bir alternatif olarak sunuluyor.
Her yaşa ve herkese uygulanabilen lazer epilasyon, iğneli epilasyona göre de bir çok üstünlüğe sahip. İğneli epilasyonun daha yavaş ve ağrılı bir işlem olduğuna dikkat çeken lazer epilasyon uzmanları şu bilgiyi veriyor: “İğneli epilasyonda her tüy folikülüne iğne en az bir defa batırılmaktadır ve tüy büyümesini yavaşlatmak için tüy folikülü elektrik şokuyla yakılmaktadır. lazer epilasyon istenmeyen kıl alanını taramak için lazer ışınının altındaki alan tüm tüylerden arındırılmış olur. Ayrıca kişi hemen kozmetik ürünler ve su ile temas edebilir.”
LAZER EPILASYON NASIL YAPILIR?
lazer epilasyon üç basamaklı yumuşak bir süreçten oluşuyor. İlk önce tedavi edilecek alan temizleniyor. Sonra bu bölgedeki uzun kıllar kısaltılıyor ve yaklaşık 2 santimlik mesafeden saniyede 2 atış yapılarak her atışta 1,5 santimlik daire şeklinde bir alan lazerle taranıyor. Lazer enerjisi deriden geçip tüy folikülündeki pigment tarafından emiliyor. Saniyeden daha kısa sürede tüm tedavi edilen tüy folikülleri etkisiz hale getiriliyor. Tedavi edilecek alanın genişliğine balı olarak tedavi birkaç dakikadan bir saate kadar sürebiliyor. Tedaviden sonra, en fazla bir birkaç gün içinde tüyler kendiliğinden dökülüyor.Ardından hemen normal aktivitelere dönülebiliyor.
Kılın Büyüme Dönemleri
Kıl büyürken 3 aşamadan geçer:
Anagen : Folikülün dibinde yeniden yapılanmadaki aktif dönemdir. Kılın en sağlıklı ve hızlı büyüdüğü devredir. Kıl, köküne tam olarak bağlıdır. Epilasyon yapılırken, kıl tamamen ortadan kalkar. Kılların %80′i anagen evresini yaşarken, %20-30 katagen veya telagen dönemdedir.
Katagen : Anagen dönemden sonra gelen kıl gelişimin yavaşladığı evredir. Kıl kökü ile folikül bağlantısı zayıf olduğundan kılda büyüme durmuştur. Bu dönem ortalama 2-3 hafta sürer.
Telagen : Kılların ürediği keselerde tüm faaliyetin durduğu dönemdir ve katagenden sonra gelir. Kıl bu evrede dinlenmeye çekilmiştir.Bu dönem 2-4 ay sürer. Üretim yeniden başlayınca yeni kıl eskiyi atar.
Vücudumuzdaki kılların tamamen yok edilmesi için kılın yapısını ve büyüme dönemlerini çok iyi bilmek gerekir. 3 değişik kıl vardır.
Lanugo : Anne karnında bebekte oluşan koruyucu kıllardır. Doğum sonrası zaman içinde dökülür.
Verüs : Renkleri koyu değildir. Yumuşak ve ince olup 2 cm’den fazla uzamazlar; kökleri yüzeye yakındır.
Terminal : Vücudun belirli bölgelerinde yer alırlar. Uzun, kalın ve koyu renklidirler.
Depilasyon yöntemleri
Depilasyon geçici olarak kıllardan kurtulma yöntemleridir, kısa süreler ile ömür boyu tekrar etmek gerekir.
Kıl dökücü ürünler: Cilt yüzeyinin hemen altındaki tüyleri çözer ve 2-3 gün sonra yine çıkar. Yüzeydeki koruyucu tabakaya zarar verebilir.
Cımbız: Foliküle zarar verir. Kan akışını hızlandırarak tüylerin kalın ve çok çıkmasını sağlar.
Cımbız yöntemli aletler : Silk epillerdir. Yine kan akışı hızlanır.
Klasik ve sir ağdalar: Klasik ağda, şeker, su ve limon karışımı ile yapılan bir tür şekerlemedir. Ağda yapılacak yerin çok temiz olması gerekir. Ağda sıcakken kılların çıkış yönüne doğru sürülüp tersten çekilmesi gerekmektedir.
Kıl Yapısı
Epilasyon yapılmayacak bölgeler:
• Kulak ve burun içleri
• Et benleri üzeri
• Ana damar üzeri
• Saç dipleri ve kaş üzeri
Epilasyon uygulanmayacak kişiler:
• Astım hastaları
• Egzama ve mantar problemi olanlar
• Hepatit B hastaları
• Açık yaralar
• Epilepsisi olanlar ve spatikler
• Hamileler
• Kalp pili, metal, protez taşıyanlar
• Açık kalp ameliyatı olanlar
• Çok düşük ve yüksek tansiyonu olanlar
• Yaşı küçük olanlar
Gereksiz kıllar neden çıkar:
• Soya çekim
• Hormon dengesizliği
• Bezlerin deformasyonu
• Cımbız ve benzer işlemler ile kıl köklerinin güçlendirilmesi
• Ergenlik ve menopoz çağı
• Doğum sonrası hormonal nedenler
• Doğum kontrol hapları
• Kortizon kullanımı
• Depresyon
• Adrenalinin fazla salgılanması
http://www.bilgiler.gen.tr

ilk epilasyon nasıl olmuştur? nasıl gerçekleşmiştir?


İlk Epilasyon
Bir sonraki adımda geliştirilen lazer diode(810nm) lazerlerdir. Bu dalga boyu kıl kökündeki melanin tarafından en iyi tutulmaktadır ve ışın biraz daha derine ulaşabildiğinden etkisi bir önceki lazerlere göre daha başarılıdır. Ancak hala yüksek deri melanini tutulumu nedeniyle koyu tenli kişilerde çok başarılı olamamaktadır. Yine dalga boyunun kısalığı 2mm den derindeki köklere etkisini sınırlamaktadır. Alexandrite ve Diode lazerler 2mm den daha derindeki kıl köklerine enerjiyi ulaştırabilmek için kılın kendisini ısı iletkeni olarak kullanırlar. Bu yolla daha derindeki kökler de etkilenir. Ancak çok derin köklerde köke ulaşabilen enerji kökün germinatif(doğurucu) tabakasını yok etmeye çoğu zaman yeterli değildir. Bu nedenle uygulama sonrası etkilenen kıl dökülür ancak bir süre sonra yeniden çıkma şansı yüksektir.
Bu aralıktaki dalga boylarının yüksek deri melanini emilimi nedeniyle koyu tenli kişilerde başarı oranı düşük ve risklidir. Açık tenli kişilerde ve özellikle ayva tüylerinde başarı oranı yüksektir. Son zamanlarda geliştirilen radyofrekans ile kombine (ELOS= elektro optik sinerji) cihazlar daha çok başarıyı garantilemektedir. Ancak dalga boyunun uzunluğu daha ağrılı olmasını da sağladığından Nd-YAG lazerler çoğu epilasyon müşterisine alexandrite ve diode lazerler kadar kolay katlanılabilir gelmemiştir. Bu nedenle Kliniğimize ağrısızepilasyon konusunda da en başarılı Nd-YAG lazeri seçtik.
Nd-Yag lazerler, dalga boyunun en derin köklere bile ulaşabilirliği ve düşük deri melanin tutulumu nedeniyle her mevsim bronz-koyu tenlerde güvenle ve etkili kullanılabilirliği yüzünden kalıcı epilasyonda en başarılı lazerlerdir.Kliniğimizde kullandığımız lazer \’\'Sciton Profile Nd-Yag lazer\’\'dir. Non-Sequential (Sırasız ) bilgisayar kontrollu atış sistemi, ile uygulayıcısının cildi yakma riskini ortadan kaldırmıştır. Hiçbir atış ne üst üste ne de yan yana gelmemekte ve 9cm\’2 alanda hiçbir nokta atlanmamaktadır.I- VI ,Cilt tipleri ve bronz tenlerde dahil olmak üzere 4 mevsim kesintisiz kullanılabilen ve tüm kıl renklerinde ve tiplerinde lazer epilasyon yapma yeteneğindeki dunyadaki tek lazer sistemidir.
Epilasyon amaçlı en son geliştirilen lazerler Long pulse Nd-YAG (1064nm)lazerlerdir. Dalga boyu uzun olduğu için lazer ışını en derin kıl köküne(4 mm) bile ulaşabilmektedir. Ulaşan enerji kılın germinatif tabakasını yok edebilecek düzeydedir. Işının derideki melanin tarafından tutulumu da çok az olduğundan bronzlaşmış ve hatta siyah tende bile başarılı olmaktadır.
Epilasyon amacıyla ilk kullanılan lazerler Ruby lazerlerdir. Dalga boyunun kısa olması nedeniyle lazer ışınının çoğu kıl köklerine ulaşamaması ve büyük bir kısmının derideki melanin tarafından emilmesi nedeniyle epilasyonda başarılı olamamıştır. Daha sonra daha uzun dalga boyuna sahip(755nm) alexandrite lazerler ortaya çıkmıştır. Bu lazerler epilasyon için üretilmiş hızlı ve ağrısız olarak son derece başarılı lazerler olarak yaygın olarak kullanılmaktadır ancak dalga boyunun derideki melanin tarafından yüksek oranda tutulumu nedeniyle koyu tenli kişilerde, ince ve açık renkli tüylerde başarı oranı düşüktür. Kliniğimizde Bu alanda üretilmiş en başarılı lazerlerden olan hava soğutmalı Alexandrite Apogee 5500 lazer mevcuttur.
Foto EpilasyonEpilasyon amacıyla yaygın olarak kullanılan bir diğer cihaz tipi IPL(intense-pulsed-light) cihazlarıdır. Bu cihazlar tek bir dalga boyunda ışından ziyade ışığın filtrelenmesi ile belli bir dalga boyu aralığında (600-950nm gibi) ışınlar üretirler. Işın huzmeleri lazerlerdeki gibi birbirine paralel (koherent) değil düzensiz(non-koherent) dir.
http://www.bilgiler.gen.tr

ruhani rüyalar nelerdir (rüya tabirleri)

Bu rüyalar bazen tekrarlanır. Her hangi bir uyarıcı olmadığı halde üst üste belli bir olay veya nesne görülür. Bu rüyaların bir kısmı açıktır, bazısı oruma muhtaçtır. Çoğu zaman rüyanın görülmesinden birkaç gün sonra işaret ettiği olay gerçekleşir. Gerçekleşene kadar gerçek manasının ne olduğundan emin olamayız. Ancak tecrübelerimizi biriktirerek rüyalarımızın dili konusunda bir kanaate ulaşabiliriz. Bu rüyaların yorumlanmasında rüyanın görüldüğü zaman, rüyayı gören kişinin hayat hikayesi ve kişiliği gibi unsurlar dikkate alınmalıdır. Çünkü bir rüya herkes için aynı manaya gelmeyebilir. Örneğüin kırsal kesimde yaşayan birisi için ev yapımı ekmek kısmet manasında olabilir, ama şehirli için, geçim darlığ manasına gelebilir. Yine mevsiminde görülen meyve nasip manasına gelebilir, ama mevsimsiz görülen bir meyve bilhassa ekşi veya sarı ise, hastalık gibi bir şeyi işaret edebilir.
http://www.bilgiler.gen.tr

kabus rüyalar (rüya tabirleri)

Bu rüyhalar normal bir seyirle başlasa da gittikçe kaygı ve huzursuzluk sebebi olurlar. Kabus dediğimiz bu rüyalar, sıkıntılı olduğumuz zamanlarda, sinir sistemimizin zayıfladığı dönemlerde, yalnızlık çektiğimiz, duygularımızın yoğun olduğu zamanlarımızda sıklıkla görülür. Hemen herkes hayatında birkaç kere kabus görmüştür. kabusun sonuna doğru rüya aleminde oldğumuzu hissedip uyanmaya çalışabiliriz. uyanamadığımız için yahut uyandığımızı zannettiğimz halde hala kabusun devam etmesi yüzünden korku hissederiz. bu rüyaları sık sık göryorsak sorunlarımıza çare aramamız uygun olur. Böyle durumlarda asla aşırı endişeye kapılmamalıdır. Çünkü insana Allah’tan başka kimse zarar ve fayda veremez.
\http://www.bilgiler.gen.tr

biyolojik ve duygusal rüyalar (rüya tabirleri)

Bunlar ihtilam olmak gibi, çok aç ve susuz bir kişinin yiyecek içecek görmesi gibi bedenden kaynaklanan rüyalardır. Bir kısmı da o günlerde meşgul olduğunuz duyguların tesiriyle görülür. Kaygı, korku, kuşku, hefret, arzu, hayal kırıklığı gibi birçok his rüyalarar tesir eder. Bu rüyalar içsel konuşmalardır, zihnin yazdığı senaryolar gibidir. Çoğunlukla fazla uyuduğumuzda, son REM dönemimizde görülen, film gibi uzun ve detaylı rüyalardır.
http://www.bilgiler.gen.tr

rüyalar neden simegeseldir (rüya tabirleri)


“Rüyaların unutulmuş bir dil olduğunu” söyleyen E. Fromm gibi birçok düşünür, simgelerle anlaşmanın ruhun kadim bir ayeti olduğunu düşünmektedir. Modern dünya ruhun bir üstü kapalı dilden gittikçe uzaklaşıp rasyonel bir mantık seviyesine gelirken bir dili unutmuş gibidir. Ancak rüyalar ve sanatkaraların dışavurumları gibi birçok alan, simgelerin hala insan bilinçdışı için geçerli bir dil olduğunu göstermektedir.
Bazı düşünürlere göre rüyaların simge dilini kullanmasının nedeni, “bilincin sansür mekanizmasını geçme çabasıdır.” Bu görüşe göre bilinçdışımız, utanç ve nefret uyandıran bazı hislerini bilincin sansüründen geçirebilmek için simgelerle ifade etmektedir. Bu görüş, daha çok Freudyen bir yaklaşıma ittir. Bu görüşe göre rüyalar baskılanmış cinsel ve saldırgan duyglarımızın deşarjından ibarettir. Bu tip yorumlara göre hemen her simge ya cinsel, ya egoizm, saldırganlık gibi manaları gizler.
Bir diğer görüşe göre ise rüyaların simgeleri arketiplerle ilgilidir. Çağlar boyunca insanların rüyalarının ortak bir dili olmuştur. “Arketip” kavramının sahibi olan Jung her ne kadar bu kavramla neyi ifade ettiğini yeterince açıklayamamış ise de, onun genel rasavvurlarına ve başlıca arketiplerine bakılırsa bunlar kolektif şuuraltı birikimin dilidir. Jung’g göre başlıca arketiple anne, mana, gölge, anima animus ve persona gibi iç ve dış dünyamızın temel rolleridir. Ona göre mesela rüyada suya girmek, “anne arahmine geri dönme özlemini anlatır. bu rüyada anne arketipi su kılığına girmiştir. Bunun gibi arketipler birbirinin kılığına da girebilir, mesela baba, otorite simgesi olarak, hayatımızdaki otoriteleri simgeleyebilir. Jung’un çalışmaları, astroloji gibi kadim bilimlerdenesinlenmelerle doludur. ve günümüzde New Age çevrelerinde oldukça popülerdir.
İslam bilginleri de rüyaların neden simgeler şeklinde olduğuna yorumlar getirmişlerdir. İbni Haldun’a göre rüyanın simgelsel bir dil kullanmasının nedeni “rüyalarda ancak simgelere büründürüldüğü zaman hatırlanabilecek latif (soyut) varlıkların görülmesidir.”
“Rüya ruhani bir şey olup, uykuda iken insani olan ruhun, manalar alemine dalması sonunda, gaipten kendisine akseden varlıkların şekil ve suretini bir anda görmesinden ibarettir. çünkü kişi uyku halinde ten ve maddi şeylerle olan ilişiğini kestiği için (diğer ruhani varlıklar gibi o da ruhani bir varlık şeklini alır) gaybi aleme yönelir melekleri ve diğer latif cisimleri mühahede eder.”
Latif kavramı, hem duyulur ve somut olmayan, “düşünülür” kavramları ifade eder, hem de bu kavramları algılayabilen ruh ve akıl gibi manevi varlıkları ifade eder. Düşünülür kavramlar, mesela adalet, merhamet, iyilik, kötülük, haksızlık vb. ancak zihninizde var olduğunu düşündüğümüz soyut oldulardır. Onlari somut alemdeki varlıklar arasındaki ilişkilerde ve hadiselerde blirir ve hissedilir, ama cismani bir varlıkları yoktur. Günümüzde birle böyle soyut varlıkları simgelerle anlatıyoruz. mesela terazinin adalet simgesi olması gibi…
Muhyiddin-i Arabi gibi sufi düşünürler remizler konusunu değerlendirirken içinde bulunduğumuz madde aleminin de tıpkı mana alemleri ve hayal alemi remizlerle dolu olduğunu sölerler.
“Onun görüşüne göre rüya, vahim ve hayal değersiz yanlış şeyler değil fakat birer “remiz oluş”a delalet etmektedirler. “Gerçek” denilen şey hiç kuşkusuz hakiki gerçek değildir; fakat bunun baoş ve dayanıklsız bir şey oldu kanısına da kapılmamalıdır. “Gerçek” denilen şey hiç kuşkusuz hakiki gerçeğin bizat kendisi olmamakla birlikte onun hayal düzeyinde bir remiz, bir sembol aracılığıyla sembolik bir temsilidir.”
Ruh, uzandığı alemde, “dünya planına yakında iecek olan hadiselerin manevi niteliklerini” görmektedir. Ancak bunları sadece simgeleştirmekyoluyla hatırlayabileceği için, ya kendisi suretlere büründürüp, senaryolaştırmaktadır, ya da bu işle görevli meleklerin çektiği bir “filmi” izlemektedir. İnsanın uyku sırasında manevi göklere açılabilmesi çin genelde şehadet alemi denilen, duyumsadığımız, madde aleminden kopması gerekir. yoksa dadece beynin zihin oyunlarını seyreder.
Bediüzzaman Sekizinci Mektup’ta: “Sadık rüyalar, doğrudan doğruya insandaki İlahi ruhun, alem-i şahadetle (aomut alemle) bağlantısının kapanmasıyla, alem-i gayba karşı bir münasebet bulur. O münasebet ile vukua gelmeye hazırlanan hadiselere bakar ve Levh-i Mahvuz’un kader sırlarından birisine rast gelir, bazı hakiki olayları görür. Bazen bo görünümlere, hayal gücü suretler giydirir, bazen de kalınca bir perde ile sarılır.” diyor.
Bu düşünceye göre de remizler, hayal gücünün gördüğü manevi sırlara giydirdiği bir elbisedir. Bu yorum, simgelerin bireysel olmasına da açıklık getiriyor. Belki evrensel simgeleri daha çok meleki kuvvetler çizmekte, bireysel simgeleri kişinin hayal gücü giydirilmektedir. o kadarını bilemiyoruz.
Ancak bazı rüyaların hemen her kültürde benzer yorumda gördüğümüz, evrensel manaları olduğunu düşünmek de mümkün. Bezı simgelerin yorumunda kşinin içinde doğup büyüdüğü toplumun değer yargılarının da etkili olduğnu düşünebiliriz. mesela bir Hıristiyan için şarap, kutsal ve iyi bir simge olabilir. Ama dindar bir Müslüman içön pek olumlu bir mana taşımaz. Benzer bir şekilde Kızılderililier için rüyada beyaz adamı görmek uğursuzluk işareti olarak yorumlanmaktadır. Bu durumda kişinin rüylarını yorumlarken içinde yetiştiği toplumun birikiminin bir kalıtımsal mirasını değerlendirmesi uygun olabilir.
Rüya tabirlerini hazırlarken, daha çok bu geleneksel bakış açısıyla harmanlanmış evrensel manaları kullanmak uygun olur. Bunun yanında modern insanın yaşam çevresinin de rüyaların diline etki edeceği muhakkaktır. Belki bundan yüzlerce yıl önce atalarımızın rüyalarında kanatlı atla uçtuklarını görmelerine karşın, bugün biz uçak yolculuğu görebiliriz. hatta belki bugün uçak, telefon gibi araç gereçleri geliştirmemiz, atalarımızın gördüğü rüyaların bir payı vardır.
http://www.bilgiler.gen.tr